Çerkeş’in Edebi ve Kültürel Zenginlikleri
Köroğlu Dağları ile Ilgaz Dağları’nın Batı uzantısı arasında, Bolu-Gerede ve Tosya oluğunda kurulmuş küçük bir ova kasabası olan Çerkeş, Doğu’nun ipek, baharat ve diğer ürünlerinin kervanlarla Batı’ya taşınmasını sağlayan Eski Bağdat (İpek Yolu) üzerinde kurulmuştur. Bu nedenle, Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasında önemli bir rol oynamıştır.
“Çerkeş Kengırı toprağında subaşılıktır. 150 akçalık kazadır. Yeniçeri serdarı, sipahi kethüda yeri vardır. Şehir bir bayır dibinde olup 300 haneli bir camii, bir hamamlı, 40–50 dükkânlı bir beldeciktir. IV. Murat yakınlarından Silahtar Mustafa Paşa burada 150 Ocaklı, 100 dükkânlı bir han yaptırmak suretiyle kasabayı imar etmiştir. Lakin ömrü vefa etmediği için kiremit örtülü kalmıştır. Haftada bir gün köylüler gelerek bir pazar kurulur.”
Faize Ergin’in Nihâvend makamındaki bestesinde “Kız sen geldin Çerkeş’ten” dese de bu kez bizim yolumuz düştü Çerkeş’e. Şehir giriş tabelasında 9 bin 400 olarak gösteriliyor nüfusu Çerkeş’in. Geneli ise 17 bin civarındaymış. Göç veren bir ilçe konumunda. 1950’lerden sonra başlayan ve 1990’lı yıllarda başını çektiği hızlı göç hareketi Çerkeş’i de etkilemiş, buradan Ankara, İstanbul, İzmir, Zonguldak ve Karabük’e aileler halinde göçler yaşanmış. 1936’da yangın, 1944’te de büyük bir deprem geçirmiştir.
Çerkeş’te geleneksel mimari özelliğini taşıyan konaklara rastlıyoruz. Ancak her biri ilgi bekliyor, onarım istiyor. “Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olduğu için bölgede sağlam tarihi yapı bulmak zor,” diyor yaşlı bir amca. Mevcut binalarda üstün bir ahşap ustalığı çarpıyor göze. Bu konak ve evler yenilenerek Safranbolu, Birgi ve Şirince gibi turizm cenneti olabilir Çerkeş.
“Şakir Efendi
Koltukçu
Öldü
Dün gece
Çerkes’te
Öldü
Gitti
Çerkeş’te öldü gitti.”
“Mektup yazdım kışıdı
Kalemim gümüşüdü
Daha yazacaktım ama
Ellerim üşüdü.”
“Çerkeş’ten çıkınca hayvanlarını durdurdu. Yere atladı.”
Kemal Tahir aynı zamanda Çankırı Cezaevi’nde yatarken bu bölgenin köy insanını, köylülüğü ve hayat şartlarını kendisiyle birlikte yatan köylülerden dinleyerek tanıma ve yazma fırsatı bulmuş bir yazardır. Göl İnsanları’nda Çerkeş evlerini şöyle anlatır:
“Çerkeş taraflarındaki bütün köy evleri gibi alt katı taştan, üst katı tahtadan yapılmıştı.” (s.186)
Türk sanatının önemli isimlerinden ressam, şair ve yazar Bedri Rahmi Eyüboğlu da bir süre Çerkeş’te yaşamış. 1944 Çerkeş depreminden hasar almadan çıkabilmiş, Çerkeş İstasyonu ve Su Kulesi binalarını yapan firmanın yapımında çalışan İsveç, Fransız ve Rus mühendislerine çevirmenlik yapmış Eyüboğlu. İşte burada çocukluğunun manzaralarını yeniden keşfetmiş Bedri Rahmi.
Çerkeş, kültürü ve türküleriyle de önemli bir şehir. İşte Çerkeş türkülerinden birkaç örnek: Evlerinin Önü Yaldız Piyade, Leblebi Koydum Tasa, Kalk Gidelim, Penceremin Altında (Kara Leyli), Su Gelir Millendirir ve Yanık Çayırlarda Çimen Biter mi? Yazımı, Çerkeş’in Bedil Köyü türküsü olan “Değirmen Akmam Diyor”dan bir bölüm alıntılayarak bitiriyorum:
“Değirmen akmam diyor
Bendimi yıkmam diyor
Şu Bedil’in kızları
Bedil’den çıkmam diyor.”
https://bolgehaber67.net/kose-yazisi/498/edebiyatimizda-cerkes.html?form=MG0AV3
Bu metin üstteki bağlantıdan alıntı yapılıp özgünleştirilmiştir.
0 Yorum